İLÇE TARİHİ
 
 
            Antik çağın Mysia bölgesinde yer alan Kepsut, Roma döneminden önceki tarihi oldukça karanlıktır. Pergamon Krallığı devrinde buradan Hadrian-ot Hera olarak söz edilmiştir. Daha sonra bu sözcük suların birleştiği yer anlamına gelen Hadrian-othera’ya dönüşmüştür.
İlçemizin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, Selçuklular zamanında geliştiği bu devirlerden kalan hisar kalıntılarından anlaşılmaktadır.
 
           Halk, arazinin verimli olması, mahsulün çabuk yetişmesi nedeniyle “Kes-bit” demiştir. 1953'e kadar "Kepsüt" olarak resmi yazışmalarda ismine rastlanan İlçemizin adı, ilçe olması hakkındaki kanunda "KEPSUT" yazıldığı için o günden sonra bu şekilde söylenmeye başlamıştır.
         
 Güneyden gelen ve Dursunbey yönünden İç Anadolu’ya bağlanan kervan yolu buradan geçmektedir. Selçuklular döneminde kervan yolu üzerindeki  Beyköy ve Akça Köy’de bazı kalıntılarla karşılaşılmıştır. Bunlar yörenin Selçuklular tarafından bir konaklama yeri olduğu izlenimini vermektedir. Çevrede yapılan yüzey araştırmalarında Roma ve Bizans dönemlerine ait mezar stellerine ve yazılı kitabelere rastlanmıştır. Bunlar da Selçuklular öncesinde buradaki yerleşimin belgeleridir. Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra Hüdavendigâr (Bursa) sancağına bağlı bir kaza olarak kalmış, 1867’de de Balıkesir sancağına nahiye olarak bağlanmıştır.
  Kurtuluş Savaşı sırasında bir süre Yunan işgali altında kalmış, 5 Eylül 1922’de kurtarılmış ve 1953’te ilçe konumuna getirilmiştir. İl merkezine yakınlığından ötürü küçük bir kaza olan Kepsut çevresindeki dağınık biçimdeki mezar stelleri, mezarlar ve kale kalıntıları dışında önemli bir eser günümüze gelememiştir. Ayrıca İlçemizin Tekke Işıklar Köyü'nde Yıldırım Beyazıt’ın Sancak Beylerinden olan ve Ankara Savaşı’ na katılan Ayni Ali Bey’ in (İNEBEY) türbesi, Kalburcu Köyü Asartepe sit alanı, Kışla Mevkii, Bükdere Mağarası da tarihi ve kültürel öneme sahip eserler arasında yer almaktadır.